ERIK H. ERIKSON’UN PSİKOSOSYAL GELİŞİM KURAMI

ERIK H. ERIKSON’UN PSİKOSOSYAL GELİŞİM KURAMI

Anna Freud’un öğrencilerinden biri olan Erik Erikson önde gelen ego psikologlarından biridir. Erik Erikson kendi psikososyal gelişim kuramını geliştirirken Sigmund Freud’un varsayımlarını tamamen reddetmek yerine genişletmeyi seçmiştir. Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramı sekiz evreden oluşmaktadır.

Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramındaki gelişim evreleri Freud’un oral anal fallik vb. dönemlerine denk gelmektedir. Erik Erikson’a göre her gelişim evresinde bireyin belirli hedefleri vardır. Her hedef, önceki ve sonra gelecek olan hedeflerle sistematik bir ilişki içindedir.  Ve bu hedefler gerçekleştirildiğinde sağlıklı bir ruh sağlığına erişebileceğini söyler. Hedeflerde ise bir çatışma ve sonuç vardır. Her gelişim evresinin başarı ile sonuçlandığı taktirde ego güçlenmektedir. Evrelerin her birinde ego güçlendikçe duygular ortaya çıkar. Bunlar sırasıyla: umut, irade, amaç, yeterlilik, sadakat, sevgi, ilgi ve akıl olarak belirtilmiştir.

Erik Erikson gelişim basamaklarını şu şekilde tablolaştırmıştır.

1. Gelişim evresi:

Bebeklik (0-1,5 yaş)

Psikososyal kriz: Temel güven ve güvensizlik

Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: Umut

Erik Erikson bu dönemde bebeğin ağız yoluyla tadarak öğrenmeye çalıştığını söyler. O yüzden bu döneme oral dönem olarak da söylenebilir. Bebek bu dönemde güven duygusunun gelişmesi ihtiyaçlarının düzenli bir şekilde karşılanmasına bağlıdır.  Bu dönemde bebek ihtiyaçlarının karşılandığı durumda güven duymayı; karşılanmadığında ise güvenmemeyi öğrenecektir. Her iki duyguyu da öğrenmesi bunlara uygun tutumlar geliştirmesi gereklidir. Çok fazla güven kolay aldanan saf bir kimse olmasına; az güven ise öfke, engellenme düşmanlık gibi duyguların gelişmesine neden olur. Bu dönemin gelişen duygusu umut; güven güvensizlik arasındaki çelişkinin sonucu olarak ortaya çıkar. Temel patoloji ise umudun tersi olarak “geri çekilme”dir.

2. Gelişim evresi:

İlk Çocukluk (1,5-3 yaş)

Psikososyal kriz: Özerkliğe karşı utanç ve şüphe

Ego güçlenmesi sonucu gelişen duygu: İrade

Erikson’a göre bu dönem Freud’un anal dönem diye adlandırdığı döneme denk gelmektedir. Bu aşamada çocuk, kendi davranışlarının kendine ait olduğunun farkına varır.Freud’un dediği gibi sadece dışkılarını tutmak ve bırakmaktan zevk almazlar. İşeme, yürüme gibi bedensel işlevlerini kullanmaktan da zevk alırlar. Bu dönemde çocuk kontrol etmeyi öğrenir. Buna bağlı olarak inatçılık çatışma gerçekleşebilir. Çocuk keşfettiği, kullanabildiği bedensel işlevlerini kullanmaktan haz duyar. Bu haz karşısında katı bir tutum sergilemek çocukta utanç ve kendinden şüpheye yol açar.  Katı tutumun sorunlar yaratması gibi, aşırı gevşek tutum da çocukta patoloji gelişmesi yol açar. Sağlıklı bir özerklik sağlamak çocukta irade duygusunu kazanmasını sağlar. Çocuk irade duygusunu kazanmaz ise dönemin patolojisi olan “zorlantı” gelişecektir.

3. Gelişim evresi:

Oyun Çağı (3-5 yaş)

Psikososyal kriz: Girişimciliğe karşı suçluluk duygusu

Ego güçlenmesi sonucu gelişen duygu: Amaç

Erikson’a göre bu dönem Freud’un fallik dönem diye adlandırdığı döneme denk gelmektedir. Bu dönemde çocuk kendi başına girişimlerde bulunur. Cinsellik dışında çocuk kendi cinsiyetinden olan ebeveyn ile özdeşim kurma, hareket yeteneklerini, dil becerilerini, meraklarını, imgeleme güçlerini ve hedef oluşturma yeteneklerini de geliştirirler. Önceki dönemde gelişen iradelerini amaca yönelik kullanmaya başlarlar. Bu dönemde öğrenme merakı ve girişimcilik oldukça fazladır. Bu tür durumda çocuk cezalandırıcı bir tutumla karşılaşırsa suçluluk duyguları ortaya çıkacaktır. Süperego geliştiği bu dönemde temel patoloji “çekingenlik”tir. Yine cezalandırıcı tutumun yerine aşırı serbest bırakılması çocuğun, amaçlara ulaşırken başkalarının sınırlarını gasp etme, hakları çiğnemesine sebep olacaktır. Bu dönemde çatışma sağlıklı ilerlerse “amaç” duygusu ortaya çıkacak ve hedefler doğrultusunda ilerlemeyi öğrenecektir.

4. Gelişim evresi:

Okul Çağı (5-11 yaş)

Psikososyal kriz: Çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu.

Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: Yeterlilik.

Erikson’a göre bu dönem Freud’un gizil dönem diye adlandırdığı döneme denk gelmektedir. Gizil dönemde çocuk cinsel arzularını bastırır. Okul çağına girmesi ile beraber sosyal dünyasına yaşıtları, öğretmenleri ve diğer yetişkinler girer. Çocuk oyun çağındaki arzularını bir kenara bırakıp toplumsal ve kültürel gerekliliklere göre bir şeyler yapmayı öğrenmesi gerekecektir. Bu dönemde çocuk çalışkan olmayı öğrenmektedir. Çocuğun kendi yetenekleri ölçüsünde görevlerin verilmesi, desteklenmesi ve çalışkanlığının taktir edilmesi yeterlilik duygusunu oluşturur. Diğer yandan başkaları ile kıyaslanması aşağılanması, başarısından çok başarısızlıklarının gündemde tutulması dönemin temel patolojisi olan “tembellik” ortaya çıkacaktır.

5. Gelişim evresi:

Ergenlik (11-20 yaş)

Psikososyal kriz: Kimliğe karşı kimlik kargaşası.

Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: Bağlılık.

Kimlik oluşturma Erikson’a göre ne ergenlikle başlar ne de ergenlikle biter. Kimlik oluşturma sürecinin tavan yaptığı yerdir. Kimlik oluştururken üç temel bileşen: cinsiyet rolü, mesleki tercih ve toplumsal rollerdir. Kimlik karmaşası içinde olan ergen kendini diğerleri ile kıyaslama içinde toplumsal konumunu öğrenmeye, kendi ile ilgili fikir edinmeye çalışacaktır. Bu dönemde ergen toplumsal rollerin ve normların sınırlarını zorlayacaktır. Bu zorlama ile farklı inanç ve rolleri deneme fırsatı bulacaktır. Bu denemeler ergeni asi olarak tanımlanması sebep olacaktır. Ancak buradaki temel mesele kimlik karmaşasının devam ediyor oluşudur. Kimlik karmaşası kimlik arayışında önemli bir durum olsa da çok fazla kargaşa yaşanması regresyona, uyum bozukluklarına neden olur. Bu dönemin sağlıklı atlatılması sonucu “bağlılık” gelişirken; aksi halde dönemin temel patolojisi olan “rol yadsıması” ortaya çıkacaktır.

6. Gelişim evresi:

Genç yetişkinlik (20-30 yaş)

Psikososyal kriz: Yakınlığa karşı yalıtılmışlık

Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: Sevgi.

Ergenlik döneminden kimlik oluşturmuş şekilde çıkan birey, bu kimliği ile topluma karışmaya hazır hale gelmiştir. Ancak bu dönemde toplumun diğer üyeleri ile yakınlık kurarken kimliğini kaybedeceği korkusu ya da hiç kimlik oluşturamamış olması bireyi yalıtılmışlığa sürükleyebilir. Bu dönemde yakınlığa karşı yalıtılmışlık karmaşası başarı ile çözümlendiğinde “sevgi” aksi halde dönemin patolojisi “dışlama” gelişecektir.

7. Gelişim evresi:

Yetişkinlik (30-60 yaş)

Psikososyal kriz: Üretkenliğe karşı durgunluk

Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: İlgi.

Genç yetişkinliğin sona ermesi ile birlikte altmışlı yaşlara kadar süren yetişkinlik dönemi bireyin toplumdaki yeri ve sorumlulukları belirlenmiştir. Bu dönemin karmaşası olan üretkenliğe karşı durgunluktur. Erikson üretkenliği gelecek kuşakların oluşturulması, onlara rehberlik edilmesi üretim yapılabilmesi ve yaratıcılık anlamlarında kullanmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere üretkenlik cinsel üretkenlikten daha fazlasıdır. Bu dönemde yetişkinler, kendilerine gereksinim duyulmasını bekler. Buradaki üretkenlik kavramına ek olarak bilim ve sanatta da üretkenlik bu kapsama girer. Bu dönemde yaşanan karmaşanın başarılı bir şekilde çözülmesi “özenli ilgi”nin oluşmasını sağlar. Aksi durumda yani kişinin kendi içine aşırı dönmesi dönemin patolojisi olan “reddedicilik” gelişecektir.

8. Gelişim evresi:

Yaşlılık (60+ yaş)

Psikososyal kriz: Bütünlüğe karşı umutsuzluk

Egonun güçlenmesi sonucu gelişen duygu: Akıl.

Yaşlılık dönemi Erikson’un psikososyal gelişim kuramının sekizinci ve son dönemidir. Artık insan kendi biricik tüm yaşamını gözden geçirdiğinde, yaşam sürecini kabullenmesi ve istese de değiştiremeyeceğini kabullenmesi durumunda benlik bütünlüğü oluşacaktır. Yaşamından memnun olmayan, başka yaşamlara özlem duyan, pişmanlık yaşayan, başka türlü yaşamak için yeterli zamanının olmadığını bilen insanda umutsuzluk ortaya çıkar. Benlik bütünlüğü ile umutsuzluk karmaşasının başarılı çözülmesi sonucunda “akıl” yani bilgelik ortaya çıkar. Bu dönemin temel patolojisi ise “hor görme”dir.

Son söz

Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramı sekiz evreden oluşmakta ve birbiri ile bağlantı içinde ilerlemektedir. Kuramın bilimsel veriler yerine etik ilkeleri baz alması, psikanalize bağlılığını yinelemesine rağmen id psikolojisini yok sayması, toplumsal süreçlere fazla önem vermesi kurama yöneltilen eleştirilerdir.

Kuramın iç tutarlılığının yüksek olması, terimlerin özenli seçilmesi ve kuramın temel teşkil ettiği deneysel araştırmaların kuramı verimli göstermesi güçlü yanlarını temsil ettiği söylenmektedir.

Psikolog Özgür KOÇAK

Kaynak

Yazgan-İnanç, B., & Yerlikaya, E. E. (2012). Kişilik kuramları.(6. baskı). Ankara: Pegem Akademi.

İlginizi çekebilecek diğer yazılarımız:

Depresyondan Çıkış Yolu – Prof.Dr. Hakan TÜRKÇAPAR

SOKRATİK SORGULAMA TEKNİĞİ NEDİR?

SOSYAL MEDYANIN BENLİĞİ YOK EDİŞİ

TERS PSİKOLOJİ NEDİR?

TOKSİK ANNE-BABALAR KİMLERDİR?

SERBEST ÇAĞRIŞIM TEKNİĞİ NEDİR?

Özgür KOÇAK

2014 Omü psikoloji mezunu Psikolog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir