OBETİZENİN PSİKOLOJİK VE ÇEVRESEL NEDENLERİ

OBETİZENİN PSİKOLOJİK VE ÇEVRESEL NEDENLERİ

Obezite nedir?

Obezite; biyolojik, genetik, psikolojik ve çevresel etmenlerin bir aradaki etkileşimleri sonucunda; alınan enerjinin verilen enerjiden fazla olmasıyla oluşan çok nedenli bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul edilmektedir.

Obezite nasıl tanımlanır?

Günümüzde obezitenin tanımlanabilmesi için beden kitle indeksi (BKİ) kullanılmaktadır. BKİ kişinin ağırlığının boy uzunluğunun metrekaresine bölümü ile elde edilmektedir. Obezite tipik olarak Vücut Kitle İndeksi [BKİ = ağırlık (kg)/boy (m)2] kullanılarak değerlendirilir. Obezite, BKİ’nin 30’un üstünde olması olarak tanımlanmaktadır. Obezite ölçüsü olarak BKİ kullanımı tüm dünyada kabul edilmektedir.

Sedanter yaşam tarzı nedir?

Düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu veya hiç olmadığı yaşam tarzına sedanter yaşam tarzı denilmektedir.

Obezojenik çevre nedir?

Fiziksel aktivite, enerji harcama gereksinimi ve teşvikinin oldukça az olduğu ortamlar olarak tanımlanmaktadır.

Obezitede Çevresel Etkiler

Besinlerin içeriği:

Son yıllarda beslenme içeriğinde yağ ve şeker oranının artışı, lif oranının azalması kilo alımlarına sebep olmaktadır. Buna ek olarak besinlerin besleyici özelliklerinin düşmesi de buna sebep olarak gösterilmekle beraber; yiyeceklerdeki standartlaşma, hazır tüketim, kolay ulaşım, tek düze beslenme vb. durumlar da kilo alımına neden olmaktadır.

Yeme düzeni:

Günde üç veya daha fazla düzenli öğün yapan bireylerde obezite daha az görülmektedir. Günde bir, iki öğün, kahvaltı yapmama, öğün atlama, akşam öğününe aşırı önem vermek gibi durumlarda kilo alımına sebep olmaktadır.

Beslenme kültürü ve alışkanlıklar:

Genellikle sosyal etkinliklerde yemek yemek hem uzun sürmekte hem de daha zevkli olduğu göz önüne alındığında kilo alımına sebep olmaktadır. Örn: Can boğazdan gelir atasözü. Hamur işi yemeklerin çokluğu.

Ebeveynlerin ve ailenin önemi:

Çocukluğunda obez olan çoğu birey ileri yaşamında da obez olmaya devam etmektedir. Diğer yandan ise ailede obez bireylerin olması çocuğun da ileride obez bir birey olma olasılığını arttırmaktadır.

Anne ve baba tutumları:

Otoriter, aşırı hoşgörülü ve ihmalkar tutumlar gösteren anne-babaların çocuklarında diğerlerine göre daha fazla kilo alımı saptanmıştır. Çocuğu fazla beslemek, yeterince doymadığını düşünmek, tabağını bitirmeye zorlamak, fastfood restoranlarına götürmek, yemeği oyalayıcı yatıştırıcı olarak görmek vb. durumlar çocuklarda kilo alım riskini arttırmaktadır.

Anne sütü:

Anne sütü ile beslenen çocuklarda obezite daha az görülmektedir.

Kişisel tercihler:

Bütün bu sayılan nedenler dışında bireyin tercihleri de obeziteye neden olmaktadır. Bisiklete binmek yerine araç kullanmak, sosyalleşmek için kafe restoran vb. yerlerin kullanılması, yürüyüşün tercih edilmemesi, yemek yemede hazır gıdaların tercih edilmesi vb.

Diğer çevresel unsurlar

  • Fiziksel etkinliğin azalması
  • Sedanter yaşam tarzı
  • TV izleme süresi
  • Obezojenik gıdaların fazlalığı
  • İş ve eğlence yaşamında fiziksel aktivitenin azlığı
  • Teknolojinin gelişmesi ile beraber birçok şeyin ulaşılabilir olması
  • Yaşam alanlarında yemek yeme yerlerinin fazlalığı

Obezite gelişiminde psikolojik etmenler

Obezite tedavisinde diğer etmenlerle beraber psikososyal etmenler ve ruhsal etmenleri birlikte ele almanın faydası olmaktadır. Yeme davranışlarımız biyolojik olduğu kadar yapılan tercihler, psikolojik faktörler, bilişsel durumlar, sosyal etmenlerden de etkilenir.

Depresyon

Hem depresyon hem de obezite toplumda sık görülen zorlu rahatsızlıklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu iki hastalık komorbid olduğunda ise zorluk seviyesi daha da artmakta ve hastalarda çok fazla dirence sebep olmaktadır. Obezite ile depresyon arasında karşılıklı bir ilişkiden söz edilebilir. Depresyon obeziteyi, obezite de depresyonu etkilediği düşünülmektedir. Bu nedenlerle, depresyon ve obeziteyi birlikte etkili bir şekilde tedavi edebilecek entegre tedavilere önemli bir ihtiyaç vardır.

Duygusal yeme:

Duygusal gereksinime bağlı olarak gelişen yeme davranışına verilen isimdir. Öfke, depresyon, sıkıntı, kaygı, yalnızlık vb. duygular hissedildiğinde yeme davranışı ortaya çıkabilmektedir. Stresle baş etme durumlarında hissettiğimiz çaresizlik, yetersizlik nedeniyle bir düzenleme stratejisi olarak yeme davranışı da gerçekleşebilir. Duygusal yemede genellikle şekerli ve yağlı besinler tercih edilmektedir. Bununla ilgili yapılan çalışmalarda; bu besinlerin öfke ve gerginliği yatıştırdığını, kan şekerdeki yükselmenin ise gerginliğin azalması ile ilişkili olduğu saptanmıştır.

Dışsal yeme:

Fiziksel açlık olmaksızın yiyeceklerin görüntüsü, kokusu, lezzeti gibi uyaranlara bağlı olarak gelişen yeme davranışına dışsal yeme adı verilmektedir. Dışsal yeme obeziteye yol açabilmektedir.

Kısıtlayıcı yeme:

Kısıtlayıcı yeme stiline sahip birey kilosunun farkındadır. Bu farkındalıkla beraber birey sürekli kendini aşırı bir şekilde kısıtlayacak diyetler ve kalori hesapları yapar. Bu diyet ve kalori hesapları oldukça fazladır ki birey bir süre sonra sıkılabilir ve tıkınırcasına yeme atakları yaşar. Tıkınırcasına yeme atakları bireyin motivasyonunu kırabilir. Sık sık ve ağır diyet yapmanın obeziteye yol açabileceği konusunda çalışmalar mevcuttur.

Yeme bağımlılığı:

Obeziteyle bağlantılı olan yeme bağımlılığı; DSM tanı sisteminde yer almayan ancak yer alması önerilen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar obezite ile bağlantılı olarak gözükse de yeme bağımlılığı olan her birey obez olmayabilir.

Yeme üzerinde kontrol kaybı:

Bireyin yiyecekleri elde etmesi ile beraber otokontrolünü kaybetmesi ile tıkınırcasına yeme atakları gelişebilir. Bu tıkınırcasına yeme atakları otokontrolü kaybetmekle ilişkili olsa da çoğu yeme bozukluğu tanısı alan hastalarda yemek yemek planlanmış bir davranış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Olumsuz sonuçlara rağmen yemeyi sürdürme:

Madde bağımlılığı gibi düşünüldüğünde yeme davranışının olumsuzlukların farkında olmak ve buna rağmen devam ediyor olmak bunun bir bağımlılık olduğunu düşündürmektedir.

Sosyal ilişkilerde bozulma:

Bireyin yemekle ilgili aşırı vakit kaybederek sosyal etkileşimleri azalabilir. Ayrıca aşırı kilolu bireylere karşı tutumlar ve damgalama sosyal ilişkileri bozabilir.

Dürtüsellik:

Bireyin uzun dönem planlarıyla uyuşmayan kararları; ani, hızlı ve üzerinde yeterinde düşünmeden alması durumuna dürtüsellik adı verilmektedir. Obezitede dürtüsellik yanlış besin seçimi ve tüketimine etki etmektedir.

Ödül duyarlılığı:

Yemek yemenin ödül olarak görülmesi, lezzetli yiyeceklere karşı aşırı istek duyulması ve yemek yerken aşırı keyif alınması hedonik yeme olarak adlandırılır. Zamanla aşırı keyif alınan yeme davranışındaki yemek miktarı yetmeyecek ve keyif almak için yemek miktarı artacaktır. Bu duruma ise ödül yetmezliği sendromu adı verilmektedir.

Aşerme:

Belli bir yiyeceğin tüketimi için aşırı arzu duymak olarak tanımlanır. Obezitenin artmasında etkisi olduğu düşünülmektedir.

Kilo alımında bilişsel işlevler nasıl etkilenir?

  • İnhibisyon azalır
  • Bilişsel esneklik azalır
  • Çalışan bellek yavaşlar
  • Planlama bozulur
  • Sözel akıcılık düşer

Sosyal stigma (damgalama)

Bireylerin beden ağırlıkları nedeniyle karşılaştıkları olumsuz yaklaşımlar ve inançlar, ön yargı değersizleştirme ve sosyal ya da mesleki alanda dışlanma olarak adlandırılmaktadır.

Obez bireyler nasıl damgalanırlar?

Tembel, öz-disiplini olmayan, motivasyonu eksik, tedavilere uyumsuz, zayıf iradeli olarak vb. damgalanırlar. Bu damgalanma obez bireylerin motivasyonunu düşürmektedir. Özellikle ergenlik dönemindeki damgalanma erişkinlik yaşamımızı da etkilemektedir.

Dışsal damgalamanın yanı sıra bireyin kendine karşı yaptığı içsel damgalama da bireyin motivasyonunu benlik saygısını düşürebilmekte; kaçınma davranışına sebep olabilmektedir.

Yararlanılan kaynaklar ve ileri okumalar

Polat, I., Obezite Gelişiminde Çevresel ve Ruhsal Etmenler, Psikiyatride Güncel, 3(10), 171-181.

Pretlow, R. A., Stock, C. M., Roeger, L., & Allison, S. (2020). Treatment of the sensory and motor components of urges to eat (eating addiction?): a mobile-health pilot study for obesity in young people. Eating and Weight Disorders-Studies on Anorexia, Bulimia and Obesity, 1-9. https://doi.org/10.1007/s40519-019-00836-z

Sasdelli, A. S., Petroni, M. L., Paoli, A. D., Collini, G., Calugi, S., Dalle Grave, R., & Marchesini, G. (2018). Expected benefits and motivation to weight loss in relation to treatment outcomes in group-based cognitive-behavior therapy of obesity. Eating and Weight Disorders-Studies on Anorexia, Bulimia and Obesity23(2), 205-214.

Virtue, D. (2021). Duygusal açlık. Destek yayınları

Telif hakkı bildirimi için tıklayınız

İlginizi çekebilecek diğer yazılarımız:

Gaslighting: Benliğe Yönelik İstismar, Manipülasyon

Çözüm Odaklı Aile Terapisi Yaklaşımı

ÜNİVERSİTE TERCİH DÖNEMİ: GELECEK KAYGISI VE KARAR VERME

Özgür KOÇAK

Psikolog💎 Pdr YL ⏳ Evlilik ve Aile Danışmanlığı YL ⏳ Tokat GOP Üniversite Hastanesi psikolojiyazilari.com adlı sitenin kurucusu ve yöneticisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.